Ana Sayfa / Analiz & Röportaj / Yemen’e müdahaleye nasıl bakmalıyız?

Yemen’e müdahaleye nasıl bakmalıyız?

Ünlü düşünür ve akademisyen Dr. İyad Kuneybi, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun, Yemen’e müdahalesine nasıl bakılması gerektiğiyle alakalı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.

KARARLILIK FIRTINASI VE VİTAMİN B 12

Yazacaklarım, sadece sıradan insanların değil bazı faziletli kimselerin bile karışıklığa düşmesi üzerine hızlıca görüşlerimi yazıya aktarmamdan ibarettir.

Husilerin tökezlemelerine sevinmeliyiz. Rafızilerin tökezlemelerini, Şam ve Irak gibi diğer sahalarda Müslümanlara olan baskıların hafiflemesi olarak görebiliriz. Bu olayı İslam’ın maslahatı için değerlendirebiliriz hatta değerlendirmeliyiz de. Ancak bizim için doğru olmayan ve geçenler üzerine karıştırmamamız gereken bazı hususlar bulunmaktadır:

Bu hamlenin asla sahiplerinin hoş gösterilmeleri, durumlarının insanlara karıştırılması ve -hakikatlerinin gözü olan herkes için açığa çıkmasından sonra- bunlara yeniden dini bir meşruiyetin giydirilmesi doğru değildir. Hiçbir şekilde bunun, her durumda onlara karşı yürütülmesi gereken vacip olan cihad derecesinin öldürülmesinde kullanılması doğru değildir. “Kim onlara karşı kalbiyle cihad ederse, o mümindir.”

Bunun gerekçesinin, -başka yerlerde suikastlar düzenledikleri- ‘İslam’ın himayesi olduğunun’ iddia edilmesi doğru değildir. Samimice şunu söylesinler: Tahtımızı ve çıkarlarımızı savunuyoruz.” O zaman biz de şöyle deriz: Bu, Müslümanlar için, en azından daha önce dinimizi ve dünyamızı sizin ifsat ettiğinizden daha fazla ifsat eden Rafızilere karşı bağlı kaldığınız tam bir felçli durumunuzdan daha faydalıdır.

‘İki ordudan birisinin yanında saf olmak zorunda olduğumuz’ tezi doğru değildir. Niceleri şöyle demektedir: “Kardeşim, sevinmeyi de mi bize çok görüyorsunuz? Müslümanlar Romalıların Perslere karşı zaferlerine sevinmemişler miydi?” Biz de şöyle deriz: “Eğer onlara Pers ve Romalılar olarak muamele ederseniz, bu konuda size karşı çıkmayız. Ancak Müslümanlar o gün Romalılarla birlikte saf tutmamışlardı. Bunun İslam’ın büyük savaşı kabul edilmesi ve “Hak evlatlarını toplamakta ve ayırıcı konum için hazırlıkta” beyitlerini söylenmemiz doğru değildir.

Özgürleştirme savaşını tamamlamadan önce iç saflarını temizleyen Selahaddin örneğinin getirilmesi de doğru değildir. Tüm bu olanlarda Selahaddin Haçlılardan ayrı ve onlara karşı savaş içerisindeydi. Hıttin günü onlardan büyük bir kalabalığı, hakaret olarak göstermelik bir ayakkabı karşılığında satmıştır… Onları ayaklara giyilenlere denk görmüş, onları başına yükseltmemiş ve onların sancakları altında Rafızilere karşı savaşmamıştır. Bu olay hakkında “Doğru yöne bir adım” olduğunun söylenmesi de doğru değildir. Ümmetin kâfirlerin boyunduruklarından kurtarılması, Allah’ın dininin ikame edilmesi ve muharip olan kâfirlerden ayrışmanın dışında atılan adımların, “doğru yön” “mübarek” “sahih sancak” gibi sıfatlarla nitelenmeleri doğru değildir. Eğer bu adımlar bazı tahtları himaye ediyor ve -uluslararası düzenin köleliği altında- sadece bazı yüzleri diğerleriyle değiştiriyorsa; bu, sadece bir şerrin başka bir şerle değiştirilmesidir.

Eğer –Danimarkalının küstahlığı sebebiyle Nebi için kızan şeyh Halid Er-Raşid- gibi hapishanelerde bulunan binlerce âlim ve davetçi serbest bırakılacak olsa; sonra yöneticiler âlimlere “Sözünüz dinlenecektir, ıslah edin, bize düşen sizi dinleyip itaat etmektir” deseler; o zaman bunun doğru yöne atılan bir adım olduğunu söylerdik. Eğer şehirler batılılaşmanın belirtilerin temizlense ve kanunların şeriatın hâkimiyeti üzerine düzenlenmesi gerçekleşse, kuşkusuz bunun doğru yöne atılan bir adım olduğunu söylerdik.

Eğer silah fabrikaları inşa edilmeye başlasa ve her yerde İslam’ı vurmak için körfez petrollerinden beslenen Amerikan dolarının desteklenmesi durmuş olsa, bunun doğru yöne atılan bir adım olduğunu söylerdik. Samimi bir şekilde dine boyun eğme içerikli her adım, doğru yöne atılan bir adımdır… Dini dünya işlerine kullanmak için atılan adımlar ise, çirkin yönde atılan adımlardır.

“Nasıl onları Irak ve Şam’ı özgürleştirmekle sorumlu tutabilirsiniz?”, “Yakın düşman uzak düşmandan daha önceliklidir”, “Adım adım”, “Şer’i siyaset bunu gerektirmekte” ve benzeri sözlerin söylenilmesi de doğru değildir.
Ey topluluk, bizim bunlarla olan sorunumuz, onların diğer Müslümanlara karşı tarafsız bir tutum sergiledikten sonra görevlerini fark ederek -gözleri Kudüs’te olup- Yemen’deki görevlerini yerine getirmeye başlamaları değildir. Onlar hiçbir gün Müslümanlara karşı tarafsız olmadılar, aksine etken ve aktif oldular; ancak Müslümanları yıpratma ve onlara karşı düşmanlarına yardım etmede!

Eğer onların Mısır’da Müslümanlara karşı sergiledikleri tutumlarını, Gazze’deki tutumlarını, sonra Lübnan’daki tutumlarını ve bu orduları milyarlarla desteklemelerini unuttuysak…

Husilerin karşısında zayıflatana kadar Yemen’deki Sünni grupları vurması için topraklarından hareket eden Dron uçaklarını unuttuysak…

Eğer yakın geçmişi unuttuysak, şu anda onların uçakları hala Şam ve Irak semalarında Amerikan uçaklarıyla yan yana dolaşmakta; ancak Müslümanları desteklemek için değil!

Yakın geçmişi unutanlara vitamin B 12 tavsiyesinde bulunsak ta, şu an yaşananları unutanlara neyi öğütleyeceğimizi bilemiyorum. Yardımcımız Allah azze ve celledir.
Iyad Kuneybi

Mütecim: Muhammed Atta

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir