Ana Sayfa / Genel / Muhacir kardeşlerimiz… Onlar bizden, farkımız yok

Muhacir kardeşlerimiz… Onlar bizden, farkımız yok

Müslüman ülkelerde –Ürdün de onlardan biri- görmekten acı duyduğumuz bir şey var ki, o da bazılarının Suriye’den göç ederek gelen kardeşlerinden rahatsız olmaları. Gerekçeleri ise muhacirlerin “topraklarında” onlara kalabalık edip, yerlerini daraltmaları ve “iş” fırsatlarını ellerinden almaları!

Hâlbuki ekranların karşısında kaç defa oturup kardeşlerimizin hallerine ağlamıştık… Onların zaferinde katkımız olmadığı için ne kadar kendimizi kınamıştık. Za’terî kampı gibi kötü koşullar içerisinde yerleştirildikleri kamplara ne kadar esef duymuştuk…

Şimdi Allah bize onları teselli etme ve acılarını hafifletme fırsatı verdi diye mi usandık ve kalplerimiz bu kadar hızlı bir şekilde katılaştı? Bu fırsatı onlara izzet-i ikram ve iyilik yaparak değerlendirmek ve umulur ki Allah onları kendi hallerine terk etme günahını bizden giderir ve bizi onların uğradığı gibi bir imtihana uğratmaz diye düşünmek varken.

Cihad hususunda, onlara canla, malla ve sözle yardımda bulunma konusunda mazeretler öne sürdük… Peki onları teselli etmek, dullarına merhamet etmek, yetimlerinin başını okşamaktan daha az bir şey var mı?! Bilhassa da imtihanlarının Lübnan gibi perişan oldukları topraklarda olduğunu görüp dururken.

Günahlarımızdan ötürü Allah’ın azabının bize uğramasından ve bize sabır telkin edecek birilerini bulamamaktan korkmuyor muyuz? Ne yaparsan onun karşılığını bulursun.

Düşmanlarımızın bizim için çizdiği hayâli sınırlar mı bizi etkiledi? Biz Allah-u Teâlâ’nın şu kavlinin neresindeyiz: “Gerçek şu ki, bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir” ? Ya Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellemin şu sözünün neresindeyiz: “Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu kendi başına terk etmez, onu hakir görmez.”

Allah-u Teâlâ’nın Ensar hakkındaki şu kavlini de iyice düşünmeye ne kadar ihtiyacımız var: “Onlar kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir!” (Haşr Suresi: 9)

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Beni Nadir’den alınan ganimetleri Muhacirlerin hâlini gözeterek sadece onlar arasında taksim ettiğinde, Ensar kendi nefislerinde bir kıskançlık da, öfke de duymamışlardı.

Erkek ve kız kardeşlerimizin “misyonerler”den güzel muamele görüp de, din kardeşlerinde asık bir yüz ve usanç görmeleri makul mü?!

Kardeşlerimize yaptığımız iyilikle biz aslında kendimize iyilik ediyoruz ve Rabbimizin rahmetinin inmesini istiyoruz. Ve Allah Subhânehu’nun katında iyilikler biriktiriyoruz, umulur ki O, kendisinde çirkinliklerin çoğaldığı bu ülke için azabı erteler. İyilik yapmak felâketleri önler. Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder.

Tercüme : Kulliyetu’n Neva

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir