Ana Sayfa / Analiz & Röportaj / Irak’taki zaferlerin ardından…

Irak’taki zaferlerin ardından…

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun. Bu yazı, Ehl-i Sünnet’in Irak’ta ki son zaferleriyle ilgilidir. Öncelikle diyoruz ki; uzun süredir Ehl-i Sünnet’e eziyet eden orduya karşı, evlatlarının kazandığı zafer İslam ümmetine kutlu olsun. Yıllar süren acı verici sıkıntılardan sonra, hapishanelerden çıkan binlerce Ehl-i Sünnet mensubunun özgürlükleri kutlu olsun.

Bundan sonra ise; bazı noktalara işaret etmek istiyorum:

İlk olarak;

Bazıları dindarlaştıktan sonra bile, hayatın dibe çeken gafletinden kurtulamıyorlar. Futbol taraftarlarının, muamelelerini bunun üzerine bina etmeleri bundandır. (Benim takımının mı, yoksa başka takımın mı taraftarısın?)

Musul’un özgürleştirilmesinden sonra, bazıları alaycı yorumlar yaptılar ve bunun Devle (IŞİD) takımının, karşı takıma karşı golü olduğunu ve karşı takımın ise; mağlup olup, kıskançlığa düştüğünü söylediler.

Bu kişilerin anlamadığı şey ise; bizim Allah’ın emrettiği şekilde davrandığımız gerçeğidir. Biz, doğru yolda olduğunu gördüğümüz kişiyi, kim olursa olsun severiz. IŞİD veya başkaları doğru yola yaklaşırlarsa  -yaklaştıkları nispette-  dostlarımız olarak sever ve yakınlaşırız. Onlar veya başkaları doğru yoldan uzaklaşırlarsa  -daha önce savunduğumuz kişiler de olsalar-  uzaklaştıkları nispette, yakınlığımızı kaybederler. Bize de Rasulullah (s.a.v.)’in emrettiği gibi; onlara, fikri ve şeri yöntemlerle engel olarak yardımcı olmak düşer.

Herhangi bir grubun, doğru gördüğümüz şeylere yaklaşması bizi mutlu eder. Bizimle onlar arasında, asla düzeltilmeye müsait olmayan bir düşmanlık olmaz.

İkinci olarak;

Görünen o ki; Irak’ta peşpeşe gelen zaferlerde, IŞİD ve diğer gruplardaki onlarca devrimci ortaktır. Bu konuda IŞİD’ın hakkını almamak gerekir. Sünni toplumdaki diğer gruplarla uyumlu hareket ettikleri görülmektedir. Bu, Suriye’de de onlardan beklentimizdir.

Başarıları, sadece IŞİD’e aitmiş gibi gösteren basın ise; bunda birçok grubun etkin olduğunu gözardı etmektedir. Basın bu konuda başarılı olursa; IŞİD ve diğer gruplar arasında kin ve öfke oluşturmaya çalışacak ve bu gruba, halkı başlarına bela olan terörist gruplardan koruma iddiasıyla saldıracaktır.

Yapmamız gereken; basınla mücadele etmek ve bunun Sünni halkın omuz omuza verip, aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak ortak düşmana karşı kazandıkları bir zafer olduğunu göstermektir. IŞİD ise şu ana kadar diğer gruplarla uyumlu olma, devrimi yönetme ve başı çekme konularında başarılı görünmektedir.

Üçüncü olarak;

Şüphe yok ki; ne olursa olsun, zaferler sevindiricidir. Tüm Müslümanlar, Müslümanların zafere ulaşmasını, onlara eziyet veren Maliki ordusunun bozguna uğramasını ve Müslüman tutsakların özgürlüğe kavuşmasını ister. Bunlar, münafıklar dışında kimseye sıkıntı vermez. Ama sevincin tamamlanması veya hüzne dönüşmesi  -Allah göstermesin-  zaferlerden sonrasına bağlıdır.

Gelecek günlerde beklentimiz; IŞİD veya diğer devrimci gruplardan olan Müslümanların elinde silah ve mal bulunmasının, baskı altında olan Ehl-i Sünnet’in, daha fazla özgürleştirilmesine ve Irak’ın Amerikan kuklalarından temizlenmesine sebep olmasıdır. Umarız ki; iç çatışmalar yaşanmaz ve hatalar tekrarlanmaz. İşte o zaman, vallahi bize sadece sevinmek, mutlu olmak ve aynı şeyi Suriye’de de yapmalarını teşvik etmek düşer.

Allah’tan, şeytanın ayaklarını kaydırmasına izin vermemesini ve ganimetleri Müslümanlara karşı savaşmak için  -ne Irak’ta ne de Suriye’de- kullanmamalarını dileriz. Yoksa bu durum  – Allah göstermesin-  Müslümanlar için kazanç değil felaket olur.

Dördüncü olarak;

IŞİD, 14 Şaban’da Ninova kentinde, “Medine vesikası” başlıklı bir bildiri yayınladı. Bildiri, genel olarak güzel. Ama, Allah’tan dileğimiz; onuncu maddeden vazgeçmeleridir ki, içeriği şöyle: (Farklı isimler altında meclisler, birlikler ve gruplar kurulmasını ve silahlanmalarını asla kabul etmeyiz. Çünkü Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurur: “Birisi size gelip, bir adamın (emirliği üzerine) toplanmanızı isteyerek, sizi birbirinize düşürmeye ve birliğinizi bozmaya çalışırsa, onu öldürün.” Müslim’in rivayeti ise şöyledir: “Kim olursa olsun kılıçla boynunu vurun.”)   IŞİD’in açıklaması böyle.

Ama biz, hadisin Irak’ın durumuyla mutabık olmadığı görüşündeyiz. Henüz İslam devleti kurulmamış ve biat edilen bir başkan atanmamıştır. Bu durum, IŞİD’in son başarılarından bir şey eksiltmez. Fakat bu başarıları; Irak’ta İslam devletinin kurulduğu, tüm Müslümanların sözlerinin üzerinde birleştiği, biat edilmiş bir emirin olduğu ve herkesin onun sancağı altında cihad etmesi gerektiği, aksi halde isyankâr addedilip cezalandırılabileceği anlamına gelmez.

Velev ki; devlet kurulmuş ve meşru bir başkan atanmış olsun, hadis; ortak düşmana karşı savaşmak için silahlananlardan değil, birliği bozmaya çalışanlardan söz etmektedir. Bu yüzden; (Farklı isimler altında meclisler, birlikler ve gruplar kurulmasını ve silahlanmalarını asla kabul etmeyiz) sözleri doğru değildir. Allah’tan dileğimiz; bundan vazgeçmeleridir. Ortak düşmana karşı savaşanların, silahsızlandırılmasının hiç bir faydası yoktur.

Beşinci olarak;

Dileğimiz; IŞİD’in, Irak’tan Suriye devrimini de olumlu yönden etkileyecek dersler çıkarmasıdır. Kendileriyle yöntemde ayrılan oluşumlarla, meşru bir amaç için biraraya gelebildiklerini gördük. Suriye’de de, Ehl-i Sünnet’le meşru amaçlar için biraraya geldiklerini görseydik keşke!

Bunu söylüyorum ama bende İslami Cephe gibi bazı grupların yaptıklarından hoşlanmıyorum. Defalarca açıkladığım gibi, sonradan da bazı tutumlarından duyduğum rahatsızlığı belirttim. Fakat buna rağmen, ortak düşman dururken, hiçbir grubun diğeriyle uğraşmasını onaylamıyorum.

Sonuçta, benim önemsediğim; Irak, Suriye ve diğer Müslüman ülkelerdeki cihadın, mustazaflara yardım etmek, kafirlerin ve münafıkların ellerini onların üzerinden çekmesini sağlamak, Allah’ın dinini hâkim kılıp, uluslararası sistemlerin egemenliğinden özgür kalmak için devam etmesidir. İstenilen hedefe varmak için; herhangi bir grubun diğerleriyle çatışmadan, yardımlaşmaları uğruna çalışıyorum. Bu doğrultudaki görüşlerimi, yöntemlerindeki hataları düzeltmek ve sapmaları engellemek amacıyla yayınlıyorum.

Altıncı olarak;

Bazıları, bölgesel müdahalelerin olduğuna ve Irak’ta ki bazı grupların dışarıdan desteklendiğine işaret ediyorlar. Bu  -eğer doğruysa-  zaferlerin değerini düşürmez ve her şeyin sadece komplo teorileriyle açıklanması doğru olmaz.

Aynı şekilde; Müslümanları düşmanlarının onlar üzerindeki planları yüzünden yargılamamız da doğru olmaz. Tuzaklar kurabilir, planlar yapabilirler. Fakat bu; sonradan onlar için kayba dönüşür ve mağlup olurlar. Bunun anahtarı ise; Allah’ın emirlerine uyarak, kullarıyla birlikte olup yardım etmesini istemektir.

Lakin Irak’ta, Ehl-i Sünnet’in üzerine düşen; dış güçlerin devrimlerini ve cihadlarını kötüye kullanmasına ve onları Müslümanların maslahatına olmayan yönlere çekmeye çalışmasına karşı dikkatli olmaktır.

Yedinci olarak;

IŞİD’in son başarılarının, daha önce eleştirdiğimiz ve hala eleştirmeye devam ettiğimiz Suriye’deki hatalarıyla alakası yoktur. Bu başarıları, Suriye’de yaptıkları hatalara karşı olan duruşumu da değiştirmez. Çünkü ben; niyetlerini yargılayarak, onları bir cihete hizmet etmekle suçlamıyorum. Sadece şeri olmayan ve Allah’ın dinine muhalif olan tutumlarını eleştiriyorum ve hala aynı görüşteyim. Hatalarını, başarılarından dolayı doğru saymıyorum, başarılarını da hatalarından dolayı yok saymıyorum. Suriye’de ki tutumlarını, niyetleri üzerine hüküm vermeden, zahirlerine bakarak hatalı gördüğümüz gibi, Irak’ta ki başarılarını da niyetleri üzerine hüküm vermeden, zahirlerine bakarak övüyoruz. Allah’tan, Suriye’de de Irak’ta ki tutumlarını devam ettirmesini temenni ediyoruz.

Sekizinci ve son olarak;

Doğrusu biz; IŞİD’in Musul’da, kahramanca davrandığını, Müslümanları merhamet ve güzellikle yönettiğini ve insanlara bağlılık, yakınlık ve güzel bir söylemle yaklaştığını gördük. Bu tutumlarına, Irak’ın diğer bölgelerinde ve Suriye’de de devam etmelerini, haddi aşmamalarını, Sünni toplumun diğer gruplarıyla iyilik, takva ve Allah’ın dinini hâkim kılmak üzere birlikte hareket ederek yardımlaşmalarını temenni ediyoruz. Eğer böyle yaparlarsa, onlar kardeşlerimizdir ve onlara yardım edip, destek olmak görevimizdir

Allah’ım! Suriye’de ve Irak’ta, tüm gruplardaki mücahid kardeşlerimize yardım et. Allah’ım! Yöntemlerini ve görüşlerini düzelt. Attıklarını isabetli kıl. Onları sevdiğin ve razı olduğun şeyler üzere birleştir. Onlara destek olabilmemiz için bize yardım et.

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

Metnin Arapça Aslı: http://twitmail.com/email/532700952/360/ما-بعد-انتصارات-العراق

Dr. İyad Kunaybi

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir