Ana Sayfa / Genel / “Ey İnsanları Sahvecilik ile Suçlayanlar! Bu Sözün Sahibi’ne Ne Dersiniz?”

“Ey İnsanları Sahvecilik ile Suçlayanlar! Bu Sözün Sahibi’ne Ne Dersiniz?”

Bugün bir soru paylaştım; şu sözleri söyleyen kimse ve onun yönetimi altında olmaya razı olan hakkında takipçilerin görüşünü bilmek istiyorum (özelliklede Irak ve Şam İslam Devleti cemaatinin yöntemini destekleyenlerin):

“Biz Suriye’de komşu ülkelerle karşılıklı ihtiram çerçevesinde ikili olumlu ilişkiler kurmaya inanan, güzel komşuluk ve iktisadi kalkınma yolunda yeni bir kuşatıcı yardımlaşma kapısı açmak isteyen bir devlet ikamesi için uğraşıyoruz. Biz bütün bölgeyi sömürüye karşı mücadelede tek bir ev mesabesinde görmekteyiz. Bölgenin istikrarı konusunda üzerimize düşenleri yapmak istiyoruz. Bütün devletlere güvence veriyoruz ki; Suriye de inşa edilmekte olan bu devlet (mesuliyetlerinin ve salahıyyetlerinin idrakinde olan bir kuvvet olarak) kimseyi kendi işlerine karıştırmayacağı gibi, başkalarının işlerine de karışmayacaktır.”

Doğal olarak şiddetli eleştiriler geldi. Bilakis başkalarını sahavat ve münafıklar olarak itham etme yöntemini benimseyenlerin, bu sözü “küffara ihtiram”, “onlara dostluk”, “sistemlerini tanıma” ve “katar İslam devletini kabul” içermesinden dolayı apaçık bir küfür olarak göreceklerinden şüphe etmiyorum. Buna binaen kim bu sözü söyleyenin yönetimi altında olmaya rıza gösterirse o’da bu kimsenin hükmüne (kâfir) dâhildir. Çünkü “kör bir cahiliye sancağı” ve uluslararası kanunları tanıyan medenî bir devlet uğrunda savaşmaktadır(!).

Bazıları da bu sözü söyleyenin küfrünü, menhec’in sabitelerinden, O’nun küfründe şüphe etmeyi ve ona karşı çıkmamayı da menhec den sapmak olarak görebilir.

İlk sürpriz! Bu, bir harf dahi değiştirmeksizin bizzat Mola Muhammed Ömer’in sözüdür! Sadece “Suriye’de devlet kurmak istiyoruz” yerine “Afganistan İslam Emirliği”  ibaresini koy… Molla Ömer bu beyanı 2009 yılının ramazan bayramı hitabında yapmıştır. Yani beş sene önce. Ve bu beyan Afganistan İslam Emirliği’nin resmi sitesinde yayınlanmıştır.

İkinci sürpriz! Şeyh Usâme bin Ladin o dönemde Molla Ömer’e beyatlı idi ve onun askerlerinden bir asker idi. Ve bu beyandan iki sene sonrasında şehit oluncaya kadar (Allah şehadetini kabul etsin) ona beyatlı olarak kaldı.

2009 senesinin bu beyanını gördüğümde Şeyh Ebu Muhammed el-Makdîsî’ye müracaat ettim ve “Bu söz Molla Ömer’den (Allah onu korusun) kabul edilebilecek bir söz değildir” dedim. O da bana katıldı ve “Ebu Muhammed el-Makdîsî’den mü’minlerin emiri Molla Ömer’e mektup” isimli bir makale yayınladı.

Bu mektup ilk başta gizli idi. Ancak Şeyh, bir cevap gelmeyince bu risaleyi yayınladı ve yayınlama sebebi olarak Molla’nın bu hitabı hakkında kendisine soru soranlara verdiği cevapların biri şuydu; “Bu mektubu yayınlamamın sebeplerinden biri de mücahit kardeşlerimize dil uzatacak ve uygunsuz bir üslûb ile onlara reddiye verecek kimseler ile aşırı ve ihmalkârlara yolu kapatmaktır. Bu risaleyi yayınlamayı cihada ve mücahitlere nasihat etmeye hırslı olan herkesin uyacağı örnek bir girişim olması için yaymayı uygun gördüm.”

Ey Devlet cemaatinin gençleri ve onların yöntemini savunanlar! Allah için size soruyorum:

1-   Şayet Şam’daki mücahit grupların birisinden Molla’nın kelamı gibi bir kelam sadır olsa, o gurup hakkında ne derdiniz? Kendi içinizde cevap verin.

2-   Daha önceden Şeyh Usâme’nin bizzat böyle bir söz söyleyen kimseye beyatlı olduğunu bilmeseydiniz, böyle bir söz söyleyene beyat edene nasıl hükmederdiniz?.

3-   Adnânî durmadan Şeyh Usâme’nin menhecine tabi olduğunun şarkısını söylemiyor mu? İşte Şeyh Usâme! Bu sözü emiri Molla Ömer’den duyuyor buna rağmen onu tekfir etmiyor ve ona karşı savaşmayı, işgalci Amerika ile savaşmaktan daha önemli saymıyor. Muhakkak ki Şeyh bu sözün dinden, akıldan, velâ ve berâ bütünlüğünden olmadığını biliyordu.

Şeyh; karşısında küfrünü ilan eden, saldırgan, canlara kıyan, ırzları çiğneyen ve kutsalları kirleten bir düşmanın olduğunu, dolayısıyla; bu kafir ile uğraşmak yerine onunla savaşan bir müslümandan sadır olmuş açıklamalar ile uğraşmak, o müslümana sûi-zan beslemek, o’nun sahve olduğunu, hak menhecten sapmış olduğunu vs… söylemek; bütün bunların dinde hiçbir yerinin olmadığının farkında idi.

Tekrar ediyor ve te’kid ediyorumki; Molla Ömer’in (Allah onu korusun ve bağışlasın) bu açıklamalarının kabul edilebilir ve şer’î siyâset açısından temize çıkarılabilir olduğuna inanmıyoruz. Şeyh Ebû Muhammed el-Makdîsî (Allah onu esaretten kurtarsın) bunu risalesinde en güzel şekilde muâlece etmiştir. Şeyh Usâme’nin de (Allah şehâdetini kabul etsin) bilinen edepli üslûbu ile açık bir şekilde bunu eleştirmesini temennî ederdim. Ki kendisine yakın olduğunu, O’nun menhecini takip ettiklerini iddia edip sonrada yine kendileri; cihad’da saçlarını ağartmış olanlara ihtiram etmeyen, hata bakımından Molla Ömer’in açıklamalarının çeyreği bile olmayan şeyler yüzünden mücahitleri “sahve” ve “selûliyye” den sayan kimselere fırsat vermemiş olsa idi.

Allâh’ım! Müslümanların kalplerini birbirine ısındır, sapkınları doğru yoluna ilet ve yalancıları rezil et.

Dr. Iyâd Kuneybî

15.05.2014

Orijinal metin kaynağı: https://www.facebook.com/eyadqunaibi/posts/1504573996437964:0

İlginizi Çekebilir

Amerika’nın Müslümanları Bombalamasına Sevinmiyoruz

-Bu adam sürekli değişen manzaradan ibaret! “Devle”yi hem övüyor hem kınıyor sonra bir daha övüyor …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir