Ana Sayfa / Analiz & Röportaj / Dr. İyad Kuneybî: “Düşmana gerekçe verilmesi”

Dr. İyad Kuneybî: “Düşmana gerekçe verilmesi”

Bizler, düşmanlarımızın bize karşı savaşmak için bir bahaneye ihtiyaç duymadıklarını tam olarak bilmekteyiz. Eğer bir gerekçe bulunmazsa, uluslararası sistem bir gerekçe uyduracaktır. Bu, tam olarak Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu yalanıyla yapmış olduklarıdır.

Bununla birlikte bu, kesinlikle hiçbir cemaate, kendilerine karşı karşıt görüş oluşturmaları için medyaya daha fazla gerekçe vermeleri ve bununla sadece kendilerine değil bilakis diğer savaşan cemaatlere ve insanların geneline zarar iliştirmeleri anlamına gelmemelidir.

Kuşkusuz düşmanlarının saflarının sarsılması ve savaşa karşı olan genel bir kanı oluşturulması, savaşlarda izlenilmesi gereken önemli adımlardandır.

Batı halkları ekonomik olarak bitkindirler ve başkalarının işlerine müdahale edilmesinin getireceklerinden ve bunun dâhili güvenliklerine yansımalarından korkmaktadırlar. Yine batıda, yöneticilerinin siyasetlerinin kirliliklerinin farkında olan ve insani nedenlerden ötürü savaşa girmeyi reddeden kesimler bulunmaktadır.

Bu ve başka nedenlerden ötürü, daha şimdiden bazı devletlerde bu ittifaka katılmayla ilgili tereddütler baş göstermeye başlamıştır. Önemli olan, genel açıklamalarda halkların savaş fikrine ve savaşın maddi ve güvenlik getirilerine karşı uyandırılması; halklarını kafaları kesen ve esirleri yakan bu düşmandan korkutan yöneticilerine daha fazla gerekçe vererek batı halklarının, şahsi arzularını doyurmada bu savaşlardan yararlanan yönetici takımın arkasından ahmakça gitmelerine neden olmamaktır.

“Kuşkusuz sizin için Resulullah’ta uyulacak çok güzel bir örnek vardır.”

Ebu Davud’un rivayet ettiği ve Elbani’nin sahih olduğunu belirttiği bir hadiste şunlar geçmektedir: “Kureyş, İbn Selul ve beraberindekilere, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ve beraberindekilere karşı savaşa teşvik edici bir mektup yazmış ve İbn Selul bunu uygulamaya geçirmeye yeltenmiştir. (Olayın Bedir’den ve İbn Selul ve beraberindekilerin Müslüman olduklarını ilan etmelerinden önce olduğu anlaşılmaktadır.)

Bu durum Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ulaşınca, onlarla görüşmüş ve şöyle demiştir:“Kureyş’in sizi tehditleri varacağı yere varmıştır. Size karşı Kureyş, sizin kendi kendinize hile yapmayı istediğinizden daha fazlasını yapamaz. Kendi evlatlarınıza ve kardeşlerinize karşı mı savaşmak istiyorsunuz?”

Bunları Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den duyduktan sonra dağıldılar.”

Evet, dağıldılar ve savaşın fitili yakılmadan çekilmiş oldu.

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), İbn Selul ve beraberindekilere meydan okuyup şöyle diyebilirdi: “Hiçbir gerekçeleri olmadan bize karşı savaşmayı istiyorlar, öyleyse biz de onlara karşı savaşalım!”

Başka bir hadiste geçtiğine göre: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ensarın ileri gelenlerine; Ğatafan kabilesinin şerrini def etmek için Medine’nin o seneki hurmalarının yarısının Haris El-Ğatafani’ye verilmesini teklif etmiştir. Bunun üzerine ensar, -bunun bir vahiy ya da Resulullah’ın şahsi görüşü olmadığı öğrendikten sonra- savaşı tercih etmişlerdir.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bunu sunmasının nedeni, Müslümanların korunması ve düşmanların onlardan uzak tutulmasıdır.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), erteleyebildiği savaşları erteleme ve düşmanların saflarını bölme siyasetini izliyordu. Bunu, kendisi için düşmanlardan korktuğundan dolayı değil, sadece Müslümanlara olan merhametinden dolayı yapıyordu.

Bütün düşmanlarını tek bir seferde kendisine karşı kışkırtmak isteyenler öncelikle şunu düşünmelidir: Bunun pahasını sadece kendisi mi ödeyecektir, yoksa onunla birlikte başka insanlar da ödeyecekler midir?

Iyad Kuneybi

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir