Ana Sayfa / İlim & Davet / Dr. İyad el Küneybi: İlk kurşun için bekleyenler!

Dr. İyad el Küneybi: İlk kurşun için bekleyenler!

İlk kurşun için bekleyenler!

Çoğu Şam’daki Mücahidler arasında savaşı kışkırtmanın sonuçlarından ya da hatalarını kabul edip onları telafi etmekten bihaber; ki bu en sonunda bir patlamaya yol açacaktır.

Onlar aynı zamanda mücahidlerden birinin silahlarından çıkıp başka bir mücahidin göğsüne yerleşecek o ilk kurşunu bekleyen aşağıda bahsi geçen tarafları tanımada başarısızlar. Bu kurşun en kötü senfoninin ilk notası olacaktır ve herkesin bunda payı vardır.

1. İlk kurşunu bekleyenler Mücahidler kendi aralarında savaşmakla meşgulken, kurtarılan bölgelere girip öldürmek, tecavüz etmek ve katletmek için temas bölgelerinde bekleyen Esed milisleri ve Şiilerdir.

2. Bunu bekleyenler kaostan yararlanmak ve Nusra gibi iç savaştan kaçınan grupların liderlerini bile ele geçirmek isteyen Amerikan drone’larıdır.

3. Bekleyenler susturucu, yapışkan bomba, uydu yönlendirme çipleri kullanarak ve suikastlerle kargaşa durumundan yararlanmak isteyen kodamanlardır.

4. Bekleyenler umut kaybolduktan sonra kendi halkları üzerindeki zulmü artırmak isteyen Arap rejimleridir. Ve yıllarca başarılı bir şekilde, cihad ateşini tahtlarından ziyade cihadın kendisini yakıp kül etmesine yönlendirdikten sonra rahatlayabilirler.

5. Bekleyenler, Dünya düzeninin komutası altında, iki tarafa da ölümcül,gelişmiş taktik silahlar verebilecek olan silah tacirleridir. Savaş Esed rejimine karşıyken hiç üretmedikleri silahlar şimdiyse cihadın iki tarafının da imhasını kolaylaştırmak için salıveriliyor.

6. Bekleyenler Esed’e teröre karşı sözde savaşında yardım eden sözde idarecilerin arkasına saklanma girişimlerinde rezil olanlar devletin ulemasıdır. Başlarını kaldırıp ahlaksızca konuşabilirler, insanları cihaddan uzaklaştırırken ve bunu fitne olarak tanımlarken haklı olduklarını söyleyebilirler.

7. Bekleyenler cihad düşünce ekolünün ideolojik emsalleri. Şam’da cihadın başarısızlığını kendi itaatkar düşünce tarzlarına (günahkarlara itaat) bir sav olarak kaydetmek isteyen kişiler. Onlar cihad ekolünün hatalarını onu imha ederek düzeltmeye çalışıyorlar. Arkadaşının üzerindeki sineği vurup ezmek isteyen fakat onun yerine kendi yüzünü yaralayan ayı örneği gibi.

8. Bekleyenler, İkinci Cenevre görüşmeleri yolunda, kafir düşmanlar ve iç savaşla meşgul olan mücahidler arasında kaybolan insanların kafataslarına dayanarak meşruiyet kazanmak isteyen müzakere aşığı politikacılardır.

9. Bekleyenler seküler yazarlar ve aşağılayıcı aktörler. Bu sayede şeriatla, hilafetle, cihadla ve İslam devletiyle alay edebilecekler. Ve mücahidlerin kanları onların zehirli kalemlerine mürekkep olduktan sonra insanları cihaddan uzaklaştırabilecekler.

10. Müslümanların ruhlarındaki umudu yıkmak için ve önceden onları cihada destek olmaktan ve onu korumaktan alıkoyduktan sonra şimdi de kaderi sorgulamalarını sağlamak için bekleyen şeytandır.

11. Bekleyenler, halkın gözünde cihadın imajı çarpıtıldıktan sonra, Şam’daki savaşı destekleyenleri tutuklamak, cezalandırmak ve yok etmek isteyen Müslüman ülkelerdeki güvenlik güçlerinin adli sistemleridir. Çünkü o Müslümanlar Şam’daki fitneyi destekledikleri için halkın gözünde cezayı hakeder duruma düştüler.

12. Bekleyen dünya düzenidir. Kaos dumanı içinde, ölenlerin ve katillerin bedenlerini süpürmek ve insanları “uluslararası kölelik ahırı”na yerleştirebilmek için..

13. Bekleyenler, zindanlarda Müslüman esir kadınların hücrelerini koruyan Esed ya da Şii askerleridir. Mücahidlerin onu kurtarmasını ya da en azından hapishaneyi bombalayarak başına yıkmasını bekleyen kadın.* Çünkü o ölümü cinsel saldırıya tercih ediyor. Gardiyan ona şöyle diyecek: “Seni kurtarmaları için beklediğin kişiler birbirlerini öldürüyorlar, kaçış yok. kendini hazırla, arkadaşlarım keyif istiyor…”

(*Esed askerlerinin elinde bulunan Halep Hapishanesi’nden ulaşan mektupta esir bir kadın direnişçilere ‘hapishaneyi başımıza yıkın’ talebinde bulunuyordu.)

Bunlar senin kurşununu bekleyen insanlar ve cinler. Cihadı sapmış olan insanlardan ya da onu mahveden tiranlardan kurtardığını düşünürken kurşunu ateşleyebilirsin fakat aslında sen yukarıda bahsi geçen tüm tipleri cihaddan tamamen temizliyorsun. Biri diyebilir ki “Mücahidler arasında bir sürü kazara öldürme durumu oldu ve biz bu senfoniyi duymadık.” Bu doğru. Dünya düzeni ortamın,ateşin en küçük bir kıvılcımla kolayca tutuşması için daha da uçucu ve duyarlı olmasını bekliyor. Hiç durmayan bir ateş..

O yüzden savaşı diğer mücahid grubunu öldürüp sonra rejimle savaşmaya odaklanarak belirleyebileceğini düşünen herhangi bir Mücahid grubu yahut destekçileri ölümcül bir şekilde aldanmışlardır. Böyle bir ortamda bir Müslümana mermi ateşleyen bir asker ilk kurşunun “onurunu” kazanmaya adaydır ve kendisini Allah’la ve bunun sonuçlarıyla karşılaşmaya hazırlamalıdır. Tüm bu sebeplerden dolayı ben herhangi bir grubun savaşını kışkırtacak bir duruş almam için beni kızdıranlara boyun eğmiyorum. Önceden bahsettiğim sefalet ve imha senfonisinde tek bir kelimeyle bile yer almak istemiyorum, Ve Allah’tan buna katkı sağlayan bir kelime söylemeden benim ve kardeşlerimin canımı almasını istiyorum. Aynı zamanda, bölünmeyi genişleten, ruhları olumsuz yönde dolduran, cihadın ve şeriatın imajına zarar veren hatalar hakkında sessiz kalmayacağım. Aptallar ve akılsızlar sinirlenecek çünkü ben önyargıyla destekledikleri gruplarının kutsallığına dokundum.

Bana gelince, ben cihadın onurunu korumayı seçiyorum, savaşan iki tarafın yararı için ki aslında bu aynı zamanda İslamın ve insanlığın da yararına olan bir şeydir. Diğer tarafla savaşlarını kışkırtmak için sözlerimi kullanacaklara diyorum ki; yalanlarınızdan ve uydurmalarınızdan beriyim, açıklamamı ya bir bütün olarak alın ya da tamamen bırakın, bunu gündeminizde İslam’a hizmet olarak görseniz bile gündeminize yararlandırmak için kullanmayın. Hataları eleştirmeyi bırakmamamı isteyenler, kör gözle bakmayı sürdürürsek ortaya çıkacak facianın kapsamından bihaberler. Devam edersem takipçilerimin azalacağı ve insanların benden uzak duracağı konusunda beni uyarıyorlar. Aşırı bir cehalettir bu! Herkesin boğulduğunu izlerken sanki bu benim için önemliymiş gibi.” Bunu söylüyorum ve bunu sevmeyen herkes istediği her şeyle kendisini vurabilir. İstisna olmaksızın tüm savaşan gruplar; savaşan gruplardan birinden ya da her ikisinden de etkilenmeyen tarafsız bir yargılama sistemini kabul etmeliler,bunun hükümlerini liderlerine karşı bile uygulamalıdırlar. Umumi tartışmaları, görüşmelerin ve hukuki sistemin tüm meseleleri tek bir elde tartışacağı bir şekilde kabul etmelidirler; -Mücahidlerin, grupların önde gelenlerinin ve sivillerin kanıt olmadan hapsedilmesi. Öldürme ve işkence. Anketörlerin ve silahlanmanın ele geçirilmesi. Vekil devletlerle ve uluslararası komitelerle ilişkiler. Müslüman bir gruba karşı şiddeti kışkırtma.- Sonra herkes bu kanıta ve gerçeklere dayandığı sürece bu Şeriat yargılama sistemine boyun eğmelidir. Ya bu yargılama sistemine boyun eğmeyi reddeden ve muhalif ve hakim olmak isteyenler? Ya da sadece belli meselelerde onun hükmüne boyun eğenler! Uymayı erteleyenler!? Suçlandıkları tüm suçları emsalleri olan suçları hatırlayarak yanıtlayanlar? Kartlarını göstermeyi reddedenler?! Tüm bu önleyici girişimleri pervazısca reddedenler? Onların durumunda hareket seyri nedir? -Onları zorla yok etmek? Hayır bu reddedilmiştir. Reddedilmiştir. Reddedilmiştir. Bu grubun suçluları ceza hak etmiyor diye değil, yukarıda bahsedilenlerden ötürü. O zaman çözüm nedir? Çözüm savaşan grubu sosyal, ekonomik ve ideolojik olarak sınırlandırmaktır. Onların sancağı altında savaşmayı yasaklamaktır. Onlara finansal olarak yardım etmeyi yasaklamaktır. Sponsorlarına ve onlara katılmak isteyenlere davranışlarını açıklamaktır. Şeri yargılama sistemine boyun eğenlere, kendilerini düşmanla savaşa verenlere ve şüpheli ilişkilerden beri olanlara destek sağlanmalıdır. Bu gruplar cihad liderlerinin çağrılarına kulak vermemekteki ısrarlarından önce en iyisini yapıyorlardı! Karşı çıkan gruplara karşı bu sınırlamalar bu grupla savaşta güç kullanmanın yasaklanmasıyla teşvik edilmelidir. Bu sınırlamaların zorla elemenin savunucuları tarafından fitneyi durdurmaktan ziyade çatışmayı kışkırtmak için kullanmaları önlenmelidir.

Şam’daki savaş hakkında ileride yazacağım her şey bu açıklamanın ışığında düşünülmelidir. Yalnızca,kendi gruplarını mı yoksa karşı tarafı mı desteklediğimi bilmek için okuyan cahiller bir dakika bile okumaya tenezzül etmesinler. Vakitlerini gruplarını yukarıda bahsi geçen Şeri yargılama sistemi hakkında ikna etmekle geçirseler keşke. Bu sistem bizim yeni icat ettiğimiz bir şey değil Allah’ın bize emrettiği bir şeydir. Bu ibadet ve itaat ettiğimiz, onun hükmünden başka hiçbir hükme uymamamız gereken Allah’ın emridir.

Dr. İyad Kuneybi

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir