Ana Sayfa / Analiz & Röportaj / Bağdadî Cemaati’nin Şam ve Horasan’daki Son İcraatları Hakkında

Bağdadî Cemaati’nin Şam ve Horasan’daki Son İcraatları Hakkında

Bağdadi örgütünün kuzey Suriye’de ve Afganistan bölgesinde işlediği suçları araştırmayıp sahte hilafeti müdafaa eden kimse, baş gösteren olayları yeni bir form da tekrardan irdelesin. Cehalet ve taassup etkisinden sıyrılıp görüşünü belirtsin.

Suriye’nin kuzeyinde Allah’ın izniyle büyük başarılara imza atan ve meşru bir hedef kapsamında devrimci grupları toplamayı başaran Fetih Ordusu, Nusayri rejimine ait sığınakları yerle bir etmek için sahil savaşına hazırlanmaktaydı. Muhaliflerin çatı birliğini oluşturan Fetih Ordusu sahil savaşının arifesindeyken Bağdadi örgütünün ihaneti ve Halep köyüne saldırılarıyla karşılaştılar. Bağdadi örgütünün bu ihaneti karşısında Nusayri rejimi büyük bir tehlikeden kurtuldu.

Bu konu ile alakalı Dr. Muhaysini’nin şahitliğini aktaracağım. Tabi bu, Dr. Muhaysini’nin haber noktasında ana kaynak olacağı manasına gelmesin. En az şekliyle bile haberler araştırıldığı zaman nakledilen haberlerin onun söylediği şeylerle aynı olduğunu bilecektir. Ancak onun şahitliği yaşanan olayları özetleyici niteliktedir. (http://justpaste.it/lgzt)

Bizler, Afganistan’da bulunan koalisyon ülkelerinin zelil bir şekilde bölgeden çekilmesini bütün sabrımızla beklemekteyiz. İnsanlara, koalisyon ülkelerinin çekilmesinin ardından Allah’ın izniyle islam devleti kuracağımızı vaad edip Amerika’nın askeri şöhretinin ayaklar altına düşeceğini söylemekteyiz.

Ben daha önceleri şunu belirtmiştim; “Amerika ve müttefikleri Afganistan’dan çekilmeden önce karizmalarını korumak ve yüz kızartıcı bu çekilmeden gözleri başka tarafa çevirmek için bir şeyler yapmalarını bekliyorum.”

Taliban ile Amerika ve uzantıları arasında açık savaşın olduğu bu sıkıntılı ve kritik vakitte Bağdadi’nin hilafetinden yardım geldi. Ancak maalesef! Bu yardım kafirlere yönelik olup müslümanlara bir bela niteliği taşımaktaydı. Afganistan’da Bağdadi’ye aldanan fertler, yayınladıkları video da (ويومئذ يفرح المؤمنون 1) Taliban’a, kendilerine karşı Pakistan istihbaratı ile işbirliği içerisinde olma ithamında bulunuyorlardı. Taliban’a karşı savaş ilan edip Taliban ile girmiş oldukları savaşta ölen arkadaşları için intikam almakla tehditler savuruyorlardı. Ayrıca “İki halifeye biat edildiği zaman birini öldürün” hadisinden istidlal ederek Molla Ömer’in öldürülmesi gerektiğine ve Bağdadi’nin itaati hak eden halife olduğuna imada bulunuyorlardı.

Bağdadi’nin ve Adnani’nin askerleri oturumlarında, ‘Selami ala Taliban’ ve ‘Devletuna Mansura’ neşitleri okurlardı. Ne zaman sahte hilafetleri Afganistan’a doğru yol alınca ve Taliban onlar için düşman olarak algılanılınca Taliban aniden istihbarat uşağı oluverdi (ki adetleri olduğu üzere bu durum, riddet vasfına doğru yol alacak). Bu Taliban’ın karşısında duran her bir kimse için hazırlanmış bir töhmet paketiydi.

Şayet Amerika’ya felaketler tattıran Taliban, Pakistan istihbaratı için çalışıyorsa müslümanları görüntülerinde tan eden bu kimseler kimin ürünü?! Onlar gerçek düşman için öne çıkan kimseler mi?

Zamanında Taliban liderleri, Rusya imparatorluğuyla savaşmış, sonra Amerika ve müttefikleri ile savaşmıştır. Devle örgütünün liderlerine gelince hiçbir bilgileri bulunmayan meçhul kimselerden ibarettir. Bizler bu kimselerin Irak Baas ordusundan müteşekkil oldukları noktasında rivayetleri kabul etmesek de bu kimseler gelip Taliban’ı istihbaratla ilişkilendirme ithamında bulunuyorlar. Gerçekten! Utanmıyorsan dilediğini yap!

Şayet Bağdadi örgütünün düşmanını tekfir ettiği kaidelere uysak tekfirden daha evla olacak! Zamanında Suriye’nin doğu bölgesinde saldırı başlatmıştı. Birçok farklı farklı cemaatler onlara karşı çıkmıştı. Bağdadi’nin örgütü onların hepsini müslümanlara (Bağdadi örgütü) karşı mürtedlere (Özgür Suriye Ordusu) destek çıkmaktan dolayı tekfir etmişti! Bununla beraber bu gruplar hepsi savunma konumundaydı!

Bugün Suriye’de ve Afganistan’da savaşan müslüman gruplar küfründe ihtilaf olmayan kâfirlere dönüştü. Bu örgüt gelip onları tan ediyor ve müslümanlara karşı gerçekten kâfirlere yardım ediyor. Bu noktada Suriye’nin doğusunda grupların yaptığı gibi kendini müdafaa da etmiyor. Aksine kafirlerle savaş içerisinde olan müslümanlarla savaşmaya yelteniyor.

Şayet bu örgütün tekfir de yöntem edindikleri kaideleri onlara uygulasak bizim için töhmetten daha evla olacak! Ancak biz onların tekfir tutundukları kaideleri (muhaliflerini siyasi olarak tekfir etmek) itiraf etmiyoruz ve bu kaideleri ne onlara ne de başkalarına uygulamıyoruz.

Bu örgütteki kardeşlerimizi kınamaktan daha önemli olan mesele; Devle örgütü bu yol ile oraya buraya neden sürükleniyor? Bu kardeşlerimizin problemlerinin kökleri dinlerinde akide olarak belirledikleri şeylere dayanmaktadır. Onlar, ümmetin etrafında toplandığı hangi başarılı proje olursa olsun  –onların nazarında- kendi projelerini yıkmaya sevk edecek bir proje olacağına kesin bir şekilde inanmışlar. Onlara biat etmeyen hangi başarılı komutanlık olursa olsun onların benzersiz Kutub olması gereken meşru! Halifelerini tehdit etmekte olduğuna inanmaktadırlar.

İşte bütün bunlardan dolayı başarı anlarını hepsini tahrip etmede çok hırslı davranıyorlar. Onlar bizzat kendilerini sahih islamın vekilleri olarak görüyorken nasıl olmasın? Tekfiri anlaman ve düşmanlık beslemen ayrıca Şam’da, Afganistan’da, Libya’da ve diğer yerlerde bunların yaptığı şeyleri anlaman bu konuda sana yardımcı olacaktır. Aynı şekilde yakınlarında Halep hapishanelerinde zorla hapsedilen müslüman bacılarımızı özgürlüğe kavuşturmadıkları halde halifelerinin Kafkasya’dan, Afganistan’dan Libya’ya, Mağrib’e kadar beyat toplama hırsını anlamanda bu konuda sana yardımcı olacaktır.

Uluslar arası güçler bu fikri problemden istifade ediyor ve şerli bir işletmeyle tamamen kendi çıkarları doğrultusunda bu fikri problemleri işletiyor. Tıpkı diğer cemaatlerde bulunan problemleri işlettiği gibi ve bu problemleri uluslar arası sistemlerin sabiteleriyle anlaşılacak çözümler kabul ettiği gibi. Sonra bu cemaatleri demokrasi tuzağına çekiyor. Tıpkı Mısır ve Tunus devrimlerinin başarısızlığa uğradığı gibi.

Şam diyarında uluslar arası güçler, bütün müslümanları bitirme dengesini korumak için bütün çabalarını kullanıyorlar. O;

– Bağdadi örgütünü kötü duruma düşürüyor (gerçekten kötü duruma düşürülen şeylerin en üstünde bu örgüt bulunmakta) ve ona iftira atıyor. Aynı zamanda onun bütün düşmanlarına destek veriyor gibi görünüyor. Müslümanlar örgütü seviyor ve örgütün diğer gruplara yaptığı ajan ithamlarını tasdik etmeye başlıyorlar. Bununla beraber uluslar arası güçler saldırılarını Fetih Ordusu’na ve Nusret Cephesi’ne de yapıyor. Bütün bunlar dengeleri korumak içindir.

– Aynı şekilde uluslar arası güçler ciddi bir yok etme operasyonu olmaksınız sınırlı saldırılarla Bağdadi örgütünün tırnaklarını kısaltıyor. Aynı zaman da müslümanların kanını dökmede aşırıya kaçsınlar diye silah depolarını Bağdadi örgütüne terk ediyor. Böylece bu örgüt -ister istesin isterse yüz çevirsin- “İki halifeye biat edildiği zaman birini öldürün” hücceti altında kaynaklanan projeleri yok etme noktasında bir edat (araç) oluyorlar.

Bağdadi örgütünün bütün düşmanları temiz mi? Tabi ki hayır. Örgütün düşmanlarından bazıları kötü fiil üzeredirler. Bazıları Şam’ı müslümanların bin defa ısırılacağı noktalara çekmektedir. Aynı şekilde Bağdadi’nin örgütü Irak’ta yeryüzünün en şerli kimseleri ile savaşmaktadır. İşte bütün bunlar bir süre bizi bu örgüt hakkında bir şey dememeye iletti. Ancak bizi onların fesadından sakındırmaya yönelten şey  Afganistan’da, Suriye’de ve Libya’da müslüman grupların meşru savaşlarına verdikleri zararlardır.

Tabi ki Ey örgüt! Senin nazarında seni her reddeden kişi istihbarat veya tağutun kulu oluyor! Bununla beraber bizlere buğz edenlerin en şiddetlileri içinizde ve sizler bize karşı haddi aşmalarınızla tağutların ömrünü uzatıyorsunuz. Onların hastalıklarından kurtulma noktasında ki bütün emelleri yok ediyorsunuz. Sizlere de onlara da yazıklar olsun!

Tağutlar halkları kahrediyorlar ve onları zelil kılıyorlar. Küfrü ve kaosu her tarafa yaymaya çalışıyorlar. Allah ve din ile alay eden köpekleri koruyorlar. Sonra gafilleri ve hilekarları meşruiyetlerini artırmak için onların üzerine seçiyorlar. Sizlere bir meşruiyet kazandırmak için bunların hepsini ezilmiş gençlerde kullanıyorlar. Böylece bu gençler sizlerde bir kurtuluş ve bir nefes görüyorlar. Tağutlar, müslüman gençleri sizlerin elinde bulunacak bir bombaya çeviriyorlar. Onları öldürüyorlar ve onlar ile öldürüyorlar. Yöneticiler ve yetkililer onlardan faydalanıyorlar. Sizlere de onlara da yazıklar olsun!

Allah’ım bizlerden Bağdadi örgütünün belasını kaldır. Bu örgütün zulümlerinden faydalanan nifak odaklarının belalarından bizleri koru! Allah’ım bunlara meşruiyet veren ve onlara biata çağıran odakların belasını bizden at! Allah’ım ben, bu örgütün yanında yer alarak Şam da mevcut diğer gruplara karşı savaşmanın günah ve zulüm olduğuna şahitlik ediyorum. Bunun cihad ile bir alakasının olmadığını biliyorum. Aynı şekilde uluslar arası sistemlerin ve koalisyonların bayrağı altında savaşmanın günah ve zulüm olduğuna şahitlik ediyorum. Bunun cihad ile bir alakasının olmadığını biliyorum. Allah’ım düşmanla savaşan, zulmü kaldıran ve azgınlığı durduran kimselere yardım et!

Allahu Mustean

Dr. İyad Kuneybi

3/6/2015

İlginizi Çekebilir

Dr.İyad el-Kuneybî: “Şeriatın tatbikinden önce toplumun problemleri çözülmesi gerekir, diyenlere…”

Tevhidi davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdün’deki değerli âlim Dr. İyad Kunaybi’nin 30 bölümlük “Şeriata Destek” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir